Sayokan

Sayokan bir Türk kültürleştirme hareketidir. Büyük Milletimizin teveccühü ve kabulü ile önümüzdeki yıllar kültürümüzün bir parçası olacaktır. Tüm kültürler önce kültürleştirme hareketi daha sonra milletin kabulü ile kültürün bir parçası olmuştur. Örneğin yağlı güreşimiz atalarımızın Anadolu’ya gelmesi ile başlamıştır. Orta Asya’da iken aba – kuşak güreşlerimiz mevcut iken, Anadolu’ya gelişimizden sonra güreşimiz yeni bir boyut kazanmıştır. Sayokan’da kurucusu  “Yabgu” Nihat Yiğit tarafından büyük Türk Milletine armağan edilmiştir.

TÜRK KÜLTÜREL MOTİFLERİ :
Türk savaş sanatı tanımlamasından anlaşılacağı gibi, Türk kültür, geleneklerine göre kurgulanmış destanlarından etkilenmiş, yeni Türk neslinin de tarihimizde ki kahramanlıkları, yiğitlikleri hatırlamaları, ruhsal boyutunu yaşamaları, akıl ve beden gücünün ortak kullanımının kazandırdığı zevki tatmaları Sayokan’da ilke edinilmiştir. Sayokan, kültürümüzdeki değerlerin tekrar yaşatılması, bu değerlerle  Alplerin yetiştirildiği bir kültürleştirme   hareketidir. Prof.Dr. Özbay Güven hocamız “Türklerde spor kültürü” adlı kitabının bir bölümünde şöyle diyor. “Sporun tarihi, insanın doğa koşulları ile tanışarak, ona uyması doğada egemen olmaya başlaması ve kendisini korumak için tek araç olan vücudunu ve adalelerini geliştirmesi ile başlar. Başlangıçta sporun insanların fazla enerjilerini boşaltmak, sağlıklarını ve güzelliklerini geliştirip korumak, boş zamanlarını değerlendirmek, barışa katkıda bulunmak ve ticari yararlar sağlamak gibi amaçlar için yapılmadığı kesindir. İnsanlık tarihi ile insanın korunma ve güvenliğini sağlama mücadelesi de birlikte başlamıştır. İlk çağlardan kalma bazı resimler, spor dallarının da belirmeye başladığını gösterir. Ancak, spor tarihinin başlangıcı diye adlandırdığımız resimlerin çoğu savaş ile yakından ilgilidir. Savaşların beden gücüne dayandığı çağlarda spor, savaşa hazırlık dönemi oluşturmakta idi. Türkler de bu dönemlerde savaşa yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve desteklemişlerdir. “ Günümüz yüzyılına bu anlayışı taşıyan ve başarılı olanlar Karate, Aikido, Judo ve Sumo ile Japonya, Tae kwon do, Hapki do, Tang soo do ile Kore, Kung-fu ve versiyonları ile Çin olmuştur. Teknolojik alanda gelişmiş sanayi toplumları veya günümüz insanları, korumak, korunmak, güvenlik kavramlarını oluşturan duygularından hiçbir şey kaybetmemiştir, sadece tarz, yöntem, öğretiler değişmiştir. Ne kadar savaşa hazırlık olmaktan çıkmış gibi görünse de güçlü, akıllı bireylerin yetişmesi için spor adı altında eğitimlere gereksinme yarınlarda da devam edecektir. Çünki milli kültür ve mirasların devamiyetinde, sağlıklı nesillerin oluşmasında, vatan ve bayrak gibi milli değerlerin korunmasında akli olduğu kadar bedensel gücüde gereksinme vardır. Ayrıca barışın koruyucuları savaşçılardır.

Türk savaş sanatı Sayokan, akıllı, çalışkan, erdemli, barış yanlısı, güçlü, kuvvetli, kahraman ve yiğitlerle dolu tarihimizi görselleştirmek, yaşatmak, uluslar arası alanda ise bu kültürümüzü tanıtmak için oluşturulmuştur. Savaşçı ruha ve bedene sahip yeni nesillerin oluşmasını sağlamak amacı ile vardır. Her zaman şunu savunurum“Barışın muhafızları ancak savaşçılar olabilir. Çünkü, savaşçılar, savaşın yıkıcı etkilerini en iyi bilenlerdir. Ve bu yıkıcı etkilerin tekrar edilmemesi konusunda samimi ve gayretlidirler.Savaşı ve savaşmayı bilen, barışın gerekliliğini ve korunması gerektiğini gayet iyi bilir. Savaşçının savaşı anlamlı ve erdemli, barışı ise adaletli ve kalıcıdır. Savaşçı ruhunu terbiye etmiş, bedenini kuvvetlendirmiş bu disiplini ilke edinmiş kişidir.” Bu tezime en iyi örnek yine biz Türk milletiyiz. Savaş sözcüğünden bahsederken salt kan dökmekten bahsetmiyorum. Ülkemizde uzakdoğu sporlarının dünyadaki gerçek karşılığı savaş sanatlarıdır. İngilizce martial arts, japonca bushido’ dur. Uzakdoğu sporları tanımlaması dünya literatüründe yoktur, bize aittir. Ayrıca savaş sözcüğünün bir karşılığı ise mücadele etmek demektir. Bu anlamda da ele alırsak, yaşamımızın hiçbir alanı yok ki savaşmamış olalım.

SAYOKAN ; “SAvaşçının YOlu ve KAN’ı” cümlesindeki kelimelerin baş hecelerinin birleştirilmesi ile meydana getirilmiştir. Türk savaş sanatı, savaşçı sözcüğü ile nasıl savaşçı olunacağının yolunu, yani akıl ve beden gücünü kullanabilme yeteneğini ve disiplinini, Yolu sözcüğü ile öğreti olarak erdemliliği, barışı, çalışkanlığı, sevgiyi, saygıyı tarihteki büyüklerinin, gelenek, örf ve ananeleri ile, Kanı sözcüğü ile de tarihteki kahramanların birliğini, devamiyetini amaçlamaktadır.

FAALİYET AYLARI – MEVSİMİ :
06 Mayıs – 08 Kasım tarihleri arası Kahramanlık Oyunları organizasyonlarının yapıldığı aylardır. Bu tarihler arası atalarımızın ruz-ı hızır diye adlandırdığı 179 günlük bir dilimdir. Tarihimizde hızır günleri olarak adlandırılmıştır. Savaşa hazırlık, şenlikler, festivaller, izdivaçlar hep hızır günlerinde organize edilmiştir. 09 Kasım – 05 Mayıs tarihleri arası, gelişim, teknik, hakemlik, yönetim, organizasyon seminer, toplantı ve sempozyumlarının yapıldığı aylardır. Tarihimizde atalarımız bu tarihler arasındaki ayları  kasım günleri olarak adlandırmışlardır. Bu aylar arasında alpler Kahramanlık Oyunlarına teknik, taktik, sürat ve kuvvet antrenmaları ile hazırlanırlar.

CENK MEYDANI :
Cenkler (müsabakalar) çim üzerinde yalın ayak yapılır. Cenk anında yağmur yağsa da cenkler devam eder. Cenk meydanı üç parsele bölünür. Birinci parsel Baş boyu (Baturalp), ikinci parsel Orta Boy (Konuralp) ve üçüncü parsel Ayak Boyu (Gencalp) olarak ayrılır. Bayanlar (Almila) içinse en son bir parsel kullanılır.  Eşleşen alpler aynı anda cenke başlarlar. Her cenk için belirlenmiş bir sınır yoktur. Her cenk bir hakem tarafından yönetilir. Ayrıca kule hakemleri vardır. Sağlık ekipleri, idari çalışmalar, alpler için hazırlanmış testiler içinde su veya benzeri malzemeler için kenarlara otağlar kurulur. Alan içinde ki görevliler folklorik kıyafetler giymek zorundadırlar. Yağlı güreşin yapısı ile benzerlikler vardır.

ALPLİK OKULU :
Eski Türkler M.Ö. 6.yüzyılda Pi-yung adı verilen kale şeklindeki bir binada Alplık Teşkilatını kurdular. Dünya tarihinde ki ilk kurumlaşmadır. (Kaynak, Türklerde Spor Kültürü s.22-23 Prof.Dr.Özbay Güven). Bundan dolayı Sayokan-Goshinkaikan’da eğitim yerlerine Alplik Okulu adı verilir.   Kişi önce Alp sonra Eren olma yolunda ilerler. Lakin Türk savaş sanatı yabancılar tarafından da icra edildiği için Alplik esas alınmış, erenlik ise kişilerin tercihlerine bırakılmıştır.

ABA  (Sayokan elbisesi) :
Sayokan abalarının çıkış noktası yularıdaki orijinal Türk (Uygur) abasıdır. Bu aba hala Türkmenistan’da kullanılmaktadır. Yukarıdaki aba 2 asırlıktır. Ve Türkler asırlar boyunca yukarıdaki aba veya benzer abalr giymişlerdir.
Sayokan’ da cenk elbiselerine aba denir. Beyaz üst ve mavi üst aba olmak üzere her alpin sahip olması gereken abası bulunur. Her iki abanın altları beyazdır. Beyaz aba beyaz köşe için, mavi aba ise mavi köşe içindir. Abaların kolları dirsekten üç parmak üsttedir. İki yakadan oluşan ön kısmı, sol parça sağ tarafın üstüne gelecek şekilde kapanır. Kalın kumaştan yapılan abaların omuzları sarı bir kumaştan kaplanmıştır. Bileklerde özel tasarlanmış bileklikler, bileklere zarar vermemesi içindir. Cenklerde kullanım mecburidir. Bele bağlanan kemer iki kez dolandırılır. İlk bele dolama Allah’a sadakat ve bağlılığı, ikinci bele dolama devlet ve millete sadakat ve bağlılığı, atılan düğüm ise bu ilkeleri kabul ettim, nokta koydum anlamındadır. Bu iki ilke madde ve manayı ifade eder. Yani zıtlıkların birliği kuramını tasdik eder.

SELAM :
Sayokan’da selam yerde ve ayakta olmak üzere iki şekildedir. Her iki selam türünde de sağ yumruk kalbin üzerine konur, baş öne eğilme yapar.

Yer  selamı ; Sol diz üzerine sol el konur, sağ yumruk kalbin üzerinde sağ diz yerdedir, baş eğilir.

Ayak selamı: Ayaklar kişinin omuzları genişliğinde yana açılır, ayak baş parmakları tam karşıya bakar, sol el yumruk aşağıda, sağ el yumruk kalbin üzerinde, baş öne eğilir. Eğilmeler belden değildir. Sadece baş hareketidir. Alplik okullarında bayrağa karşı her iki selamda kullanılır. Aybar’a (eğitimci) ise sadece ayakta selam verilir.Cenk meydanında bayrağa ve protokole, halka toplu selamlama ayakta yapılır. Bayrağa selamın anlamı “yüreğimdesin”, halka selamın anlamı ise “yiğitlik şanımı koruyacağım, sizde şahit olun”şeklindedir. Cenkler ayakta selam ile başlar, anlamı “yiğitliğini kabul ediyorum, yiğitliğimi kabul et”.  Alplerden birinin yenilmesi veya cenki bırakma isteklerinde ise yenilen yer selamı veririr, anlamı“yiğitliğin benden üsttedir” 

TOPLUMSAL ETKİSİ :
Ülkemizin bir çok yerinde organize edilecek Sayokan Kahramanlık Oyunları birbirini tanımayan ama aynı kültürü yaşatan bir çok alpi bir araya getirecek, genel anlamda birlik ve beraberliğin kuvvetlenmesini sağlayacak, milletimize de yaşatacaklardır. Bireylerin toplumsallaşmasında, kimlik kazanmasında Sayokan’ın içindeki milli kültürü, örf, ananevi ve öğretisi katkı sağlayacaktır. Kültürleşme hareketi olan Türk savaş sanatı Sayokan, Türk milletinin kahramanlık, yiğitlik yeteneklerini sergilediği, görselleştirdiği organizasyonları sayesinde, Türk karakterinin, kişiliğinin unutulmamasını, daha iyi tanınmasını sağlayacaktır. Aklın, sertliğin, çevikliğin, mukavemetin, yiğitlik-erlik erdemlkler Kahramanlık Oyunları vasıtası ile sunulacak; Türk motifleri ile bezenmiş merasimlerin, ritüellerin bireyler arasındaki bağların güçlenmesine, pekişmesine, geleneklerin sürmesine, inançların tazelenmesine, değer yargılarının kökleşmesine katkı sağlayacak; toplumu canlı biçimde ayakta tutacaktır. Türk milletinin bir üyesi, Türkiye cumhuriyetinin bir vatandaşı olmanın mutluluğunun duygusunu verecektir. Türk milletinin kendine güveni yenilecek, canlı tutulacaktır.

ESTETİK YAPISI :
Sayokan Kahramanlık Oyunlarında güçlü beden, aklın stratejileri teknik hareketlerle akıcı bir şekilde sergilemesi insan vücudu estetiği ile görselleştirilir. Köslerin veya davulların makamları, müzisyenlerin tarihi vurguları, kıyafetler, cenk meydanının dekoru, ritüeller ve merasimler estetik unsurlar arasında yer almaktadır.

EKONOMİK YAPISI :
Sayokan Kahramanlık Oyunları organizasyonları çoğunlukla ülkemizin muhtelif bölgelerinde gelenekleştirilmiş yerel büyük festivallerde faaliyet gösterir. Bu festivaller büyük belediyelerin organizasyonları ile gerçekleştirilir. Alplerin  yollukları ve dereceye giren alplerin ödülleri organizasyon sahibi belediye başkanlıkları tarafından ödenir. Ödüller organizasyonun büyüklüğüne göre değişkenlik arz eder. Türk savaş sanatı Sayokan, yağlı güreşimiz gibi yarı profesyoneldir. Bu yapısından dolayı mesleki bir yapıya bürünmesi sağlanacaktır. Ayrıca uluslar arası hedeflerimiz, ülkemiz ekonomisine, turizmine,
tanıtımına katkı sağlamak amaçlıdır.

AHİLİK :
San Derece ve Ünvanları Ahilik Anlayışı ayinleri ile verilir.

 

 

 

SAVAŞ SANATLARININ YAPISI VE SAYOKAN’IN FARKLILIKLARI

1 – Sayokan Uzakdogu Savaş Sanatları Kökenli midir ?
Her şeyden önce şu bilinmelidir ki, tüm savaş sanatlarında kullanılan el, ayak ve bedensel teknikler milletler veya sistem kurucuları tarafından yaratılmış teknikler olarak düşünülemez. Çünkü İnsanın tüm sahip olduğu bedensel imkânları  Allah tarafından yaratılmış ve verilmiştir. Savaş sanatları kurucuları; yaratılıp insanoğluna verilen bu fiziksel imkânları disipline eder. Neye göre disipline eder? Savaş sanatından ne anladığına, ne elde etmek istediğine göre disipline eder ve bu disiplinleri yine kendi anlayışına göre kaide ve kurallar ile yaşamasını, devamiyetini sağlar. Bu anlayışla savaş sanatları tekniklerine bakarsak, Japon karate yumruğu, tekmesi, Kore tae kwon do yumruğu tekmesi vs. gibi milletlere mal ederek bir sonuç çıkaramayız, gerçek bir bakış açısına da sahip olamayız. Örneğin; biçimsel olarak karate, tae kwon do ve kung-fu temel yumruklarının ve tekme tekniklerinin arasında ne fark olduğunu biçimsellikten yola çıkarak kimse izah edemez. Çünkü dış gözle bakıldığında farklar ortaya konulamayacaktır. Çünkü benzer gelecek, aynıymış gibi görülecektir. Savaş sanatlarında amaç yumruklar veya tekmeler yaratmak değil zaten var olan ve bize Allah tarafından verilmiş olan bu imkânları disipline etmek amacı güdülür. Tüm savaş sanatları el ve ayak tekniklerinin güçlü olmasını hedeflenmiştir. Tüm savaş sanatı kurucularının hedefi teknikleri en güçlü yapacak unsurları ve faktörleri kendi bilgi, deneyimleri ile bulmak, bunları disipline ederek; bu disiplinleri bedenimizde yetenekler seviyesine çıkarmak, bu yeteneklerle kişisel veya ordu boyutunda kullanılır hale getirmek olmuştur. Savaş sanatlarındaki bu boyut fiziki boyuttur. Fiziki yetenekleri destekleyecek, onlara anlam kazandıracak en önemli unsurda ruhsal, zihinsel, tarihi, sosyal ve estetik boyutudur. Burada sistem kurucuları kendi milli tarihi, kültürel ve dini öğretilerine başvurmuşlardır. Disipline ettikleri yeteneklerin en iyi şekilde icra edilmesi, buluşlarındaki haklılığın desteklemesi için bu yol kaçınılmazdır. Yani “bu savaş sanatını en iyi yapabilmeniz için bu öğretileri bilmeniz ve yaşamanız gerekmektedir. Yolunuz bu olmalıdır.” diyebilecek koşulları olacaktır. Örneğin, tarihte şu veya bu savaşçılar böyle kahramanlık yapıp zaferler elde etmişlerdir., örnek alın. Diyeceklerdir. Yani efsanelere, kahramanlık destanlarına ihtiyaç vardır. Elbette bu onların en tabi hakkıdır. Peki mutluluğu, sosyal hayatımızda dengeyi, mistik boyutunu, savaş sanatı yapanların normal insanlardan ayrıcalığını nasıl ortaya koyacak, nasıl başaracak? Bundan dolayı savaş sanatları “DO” sözcüğü ile yöntemi, üslubu, erdemliliğe giden yolu ifade etmişlerdir.  Burada da dini öğretiler ve ritüelleri devreye girer ve sistemin içini doldurur, sistem canlılık kazanır. Sosyal hayatımızda dengeleri oluşturacak tüm “gerekli” yaşamsal desteklerde dini öğretilerden alınmıştır. Eğer temel bir yumruk tekniğini Japonlara veya Japon savaş sanatlarına mal edersek bu gün tae kwon do, kung-fu vs başka savaş sanatlarının olmaması gerekirdir. Çünkü, görsel – şekilsel olarak tüm savaş sanatları bakıldığında birbirine benzemekte ve sorgulayanlara farklı gelmemektedir. Çünkü gerçekten savaş sanatlarının dışında olanlar veya içinde olup uzmanlaşmamış insanların gözü ile bakıldığında fark nerededir? Ama fark vardır. Biçimsel olarak aynı gördüğümüz tekniklerin hareket analizleri açısından, uygulama metot ve taktikleri açısından, konulan kaide ve kuralları açısından, birde donanımlandırdıkları tarihi, kültürel, dil açısından farklılıkları vardır. Bundan dolayı Çinin Kung-fu’su, Japon’un Karate’si, Kore’nin Tae Kwon do’ su vs. vardır, ayrılmıştır, ayrı mütala edilmektedir. Bu pencereden baktığımızda da Sayokan’a diğer savaş sanatlarının benzeri, çeşidi, aynısı gibi gözle bakamayız.   Niçin? Biçimsel benzerliklerine rağmen sosyal, kültürel ve hareket analizleri açısından farklılıkları olmasa idi hiçbir sistem kurucusu zahmetli bu yola girmezdi. Tabiatı ile ben Nihat Yiğit olarak da bu çileli, zahmetli yola girmezdim. Demek ki biçimsel benzer görüntülerinin ardında ciddi farklılıklar var. Tüm sistem kurucularının etkilendikleri veya ilham kaynağı olarak aldığı bazı savaş sanatlarının disiplinleri olmuştur. Bu gayet normaldir. Fakat, her hangi bir sistemin aynısı alır, kendi diline çevirisini yaparsa buna farklı bir sistem denmez. O zaman görünüşte aynı, fakat yukarıda saydığım unsurları farklı olan sistemler, farklılık içinde değerlendirilmelidir. Bu bağlamda yumruk, yumruktur, tekme, tekmedir. Sadece sistem kurucularının bu unsurları nasıl, niçin, ne zaman ve nerede kullanılacağı noktasında buluşları, tabiatı ile birtakım farklılıkları vardır. Eğer bu farklılıkları farklılık olarak görmez, sadece dış gözün gördüğüyle değerlendirme yaparsak o zaman şöyle demek gerekir, otomobil, otomobildir. Kamyon, kamyondur; otobüs, otobüstür. Öyleyse İnsanlar bu araçları alırken “hangisi olursa olsun fark etmez oradan bir araba ver” diyebilir sonucu çıkar. Ki neden otomotiv sektörü bir biri ile rekabet halinde ve milyarlarca dolarlar ile yatırım yapmışlardır. Eğer İnsanlar secici olmasaydı yeryüzünde otomotiv sektörü ilk bulan ülkede olurdu ve dünyanın her yerinde de aynı arabanın fabrikaları olur, devletler bu sektöre yatırım yapmazlardı. İnsanlarda araba alırken kendi anlayışına, daha sonrada ekonomik yapısına göre seçimler yapıyorlar. Yani artık amerikan, Japon, Alman, Fransız, İngiliz otomotiv sanayileri var. Oysa tüm araçlar aynı mekanik unsurlara sahiptirler. Yani motor, diferansiyel, şanzıman, tek direksiyon, fren anlayışı vs. gibi olmazsa olmaz mekanik unsurlar.
Sayokan’da var olan tüm el ve ayak teknikleri “Yabgu” Nihat YİĞİT’ in mücadelede en etkili olacağına inandığı teknikler ve hareket analizleri, bu teknikleri destekleyecek kas guruplarını kullanarak elde edilen disiplinlere ve bu disiplinlerin kazandıracağı yeteneklere göre kurgulanmıştır. Bu anlayış ele alınırken özellikle tekniklerin insanın yaratısını zorlamayacak, yani kabiliyet seviyesi en az olan bir insanın bile bu disiplinleri gerçekleştirerek küçümsenmeyecek yeteneğe ulaşması hedeflenmiş, özellikleri (spesifik) yoğun ve zor olan disiplinli tekniklerden kaçınılmıştır. Yine mücadelede saldırılara teknik ile karşılık vermekten ziyade, saldırıyı stratejik değerlendirme, stratejinin sunduğu fırsatı teknikle sonlandırma yolunu tercih etmiştir ki bu anlayış başka savaş sanatlarında yoktur. Sayokan’da stratejik yapı tarihidir, başka savaş sanatlarında bulunmamaktadır. Örneğin bulgu olarak kabul edeceğimiz önemli tekniği sancak tekniğidir. Yani Sayokan’ın teknik anlayışı da farklılık ortaya koymaktadır. Malumunuz, diğer savaş sanatlarında (Uzakdoğu sporları) dini motifler ve ritüelleri, sistemin ruhunu oluşturmaktadır. Sayokan’da ise her hangi bir dinin dayatılması kaygılarını göremezsiniz.  Sayokan insanların dini inançlarına karışmaz. Ama evrensel ahlak dediğimiz, insanların sosyal hayatını olumlu şekilde düzenleyen disiplinleri ortaya koyar. Bu değerler ise tüm insanlık tarafından da bilinir. Irkçı, dini, coğrafi kümeleşmelere izin vermez. Yani tüzel kişilerin, kurumların, organizasyonların dini olmaz ve dini misyon aracı yapmaz. Ama insanın dini olur ve dinini yaşamakta en öncelikli hakkıdır. Tüzel kişilerin, kurumların, organizasyonun adaletli, hakkaniyetli, samimi, paylaşımcı, dayanışmacı bir kitleye sahip olabilmesi için elbette bir öğretisi olacaktır. Bu öğretilerin kaynağını din oluşturduğu gibi kültür de oluşturur. Yani kaynağını dinden alsa bile aldığı dinin sosyal, toplumsal öğretilerini doktirin olarak kullanabilir. Çünkü dinin sosyal ve toplumsal öğretileri, dinin iman yapısını ve ibadet boyutunu kapsamaz. Örneklersek ; Başkalarının arkasından konuşmak, dedikodu yapmak, hırsızlık, namussuzluk, kamu malını gasp etmek, başkalarının istikballerinin üzerine oturmak, aile bağlarını zayıflatmak, fakiri fakir olduğu için hor görmek, zengini zengin olduğu için dost tutmak, ırkçılık yapmak, başka ırklara saygı duymamak, egoist olmak, kendinden başkasını düşünmemek gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Bu anlayışlar dini ne olursa olsun dünya üzerinde hangi insan tarafından kabul görmez ki? Ama bu evrensel değerlerin üzerine bir din adı koyar ve empoze etmeye kalkarsanız, başkalarının inançlarını dikkate almamış olursunuz. İşte diğer savaş sanatlarında bu olguyu biraz baskın görürüz.  İşte Sayokan’da böyle bir yapı göremezsiniz.  Sanırım buda bir farklılık, başka insanların inançlarına saygıdır. Ta ki sınırlar ihlal edilene kadar.

 

 

 

2 – Cenklerdeki (Musabakalarda) Anlayış farkları nelerdir ?

Yukarıda da bahsettiğim gibi sistem kurucuları sistemlerinin yarışma alanlarında kullanılmasını arzu ettiklerinde, kaide ve kuralları da yine kendi anlayışlarına göre  hazırlarlar.Ve sistemler kaide, kurallar, yani uygulanım alanında da farklılaşırlar. Bu alanı üç başlık altında ele alabiliriz.
a – Sadece estetik kaygılardan ve sistemin tekniklerinin kontrollü olmasından dolayı yumuşatılmış kurallı sistemler. Shotokan, Wadoryu, Gojuryu, Shitoryu Karate vb. sistemler. Ayrıca koruyucularda kullanırlar.
b – Hem estetik hem de sistemin tekniksel sonuçlarını görememe kaygılarından dolayı, sertlik – yumuşaklık derecesini ortaya koyan kurallı sistemler. Tae Kwon Do, Kick Boxing, Muai Thai, Sanda vb. gibi sistemler. Bu sistemler baş bölgesine el teknikleri ile vuruşlu – vuruşsuz oluşlarına göre küçük farklılıklar gösterseler de, anlayış olarak aynıdırlar. Örneğin kick boxing te yüze vuruş vardır, bundan dolayı eldiven mecburiyeti vardır. Tae Kwon Do’ da yüze el teknikleri ile vuruş yoktur, eldiven yoktur gibi. Kick Boxing ve Muai Thai sistemlerinin amatör ve profesyonel olmaları ile ortaya koydukları farklılıklara girmiyorum.
c – Psikolojik ve fiziksel sınırları zorlayan, estetik kaygılardan ziyade; yarışmaya gladyatörlüğün, kahramanlığın, yiğitliğin tüm unsurlarını ortaya koyan kaide ve ritüellerinin olması. Tabi bu madde de yer alan özellikler bazı sistemlerde benzer noktalar oluşturabileceği gibi farklılıklarda oluşturmaktadır. Örneğin, Kyokushinkaikan Karate, Ashiharakaikan Karate, Enshinkaikan Karate, Seidokaikan Karate, Shidokan Karate tabiatı ile Sayokan aynı kulvarda yer alıyormuş gibi görünürken, sistem kurucusunun  teknik ve kaidelerin uygulanabilmesi için ortaya koyduğu anlayış da farklılıkları oluşturur.Örneğin Shidokan Karate ringde yapılır, yarışmanın yerde de uygulanmasını sağlayan yer teknikleri vardır. Bu sistemin içinde yer alan yer tekniklerinin de yarışmada uygulanması isteğinden doğmuştur. Kyokushinkaikan, Ashiharakaikan, Enshinkaikan karate ise bire bir benzerlikler gösterir. Sadece fark kyokushinkaikan Karate’nin dünya kupasında sıklet anlayışı yoktur. Ve tüm bu sistemlerin yarışmaları kapalı alanda icra edilir. Sayokan’ da ise kahramanlık oyunları yaz aylarında (tarihsel bir anlayıştır) çim üzerinde yani açık alanda icra edilir. Tutma serbesttir. Ritüelleri tamamen farklıdır. Hilal anlayışının tekniksel yeteneklerle icra edilmesi önemlidir. Yani tekme ve yumruk atan iki alpın salt fiziksel dayanıklılığı baz alan mücadelesi yeterli değildir. Bunlar Sayokan’ın kaygılarıdır.      Netice itibari ile şahsımın savaş sanatlarına bakış açısı da Sayokan’a yansımıştır. Nedir bu anlayış ?
1 – Bir savaş sanatı sistemi, sadece kendi disiplinlerine göre eğittiği rakibine karşı mücadele yöntemlerini kapsamamalı, yani her türlü konum ve koşullarda her çeşitten rakibe karşı mücadele edebilmenin stratejik öğretilerini ve disiplinleri sağlamalı. Savaş sanatı kişiyi gerçekle yüzleştirebilmeli, filmlerde kullanılan bir savaş sanatı olmamalı.
2 – Özellikli unsurlar, yani savaş sanatlarına karşı özel kabiliyetleri olanlara hitap eden değil, her kabiliyetten insanların yapabileceği bir teknik yapısının olması.
3 – Tekniklerin uygulama yöntemi fantastik olmamalı.
4 –  Mesleki alanda yani askeri ve güvenlik alanlarında gerçektenkullanılabilir olmalı

 

 

MANAY           : Saha, bölge, mıntıka.
TOY                : Acemi.
KUNT              : Dayanıklı, metin, sade, gösterişsiz.
MAMAK          : Sakin, kendi halinde.
KAZAN            : Kazanç, kazanım, birikim, artı değer, bolluk.
BAYDAR         : Varlıklı, muktedir, liyakat, egemen.
NOGAY           : Başı boş, serbest, azade.
TABGAÇ         : Kavgacı, dövüşçü.
KAMUTAY       : Millet meclisi.
AVAR                 : Heybetlilik, büyüklük, dayanıklılık, direnç

7 KAPI ve ANLAMLARI ve KEMERLERİ :
1 – SAYOKAN MANAY KAPISI (Beyaz)         : Sayokan’a giriş, kabul kapısı.
Aybar        : Sayokan’a hoş geldiniz. Adınız “Alp” tir. Alp gibi giriniz içeri. “Ha”
1 ADIM.

 

2 – TOY KAPISI ( Mavi)            : Acemilik, bilgisizlik kapısı.
Aybar        :  Acemilik korkunuz, cehalet yolunuz olmasın. Cesaret ile giriniz.  “Ha”
1 ADIM.

3 – KUNT KAPISI (Sarı)            : Dayanıklılık, sadelik kapısı.
Aybar        : Çelikten bedenlere selam olsun. Nakşeden eller, anlatan diller daim olsun.
Zırhınla gir içeri. “ha”
1 ADIM.

4 – MAMAK KAPISI (Kırmızı): Sakinlik, kendine dönüş kapısı.
Aybar        : İlim kendin bilmektir. Yolu gönle girmektir. Sükunetle gir içeri. “Ha”.
3 ADIM

 

5 – KAZAN KAPISI (4 renk)      : Tüm emeklerin, karşılığını alma kapısı.
Aybar        :           Mete Han’dan beri gelirsin,
Tonyukuk, Kültigin, Bilge Kaan,
Atilla, Alptekin, Alparslan,
Çağ kapatıp-açan, Fatih Sultan Mehmet Han,
Kamutayın olmaz, mazini unutursan,
Önder Atatürk’ten sana miras, İŞTE TÜRKİYE “HA”
Unutmadık, borçluyuz şehitlerimize,
Ne kaybettin, ne kazandın sor nefsine,
Kazanmaya yol tut, gir içeri. “Ha”
3 ADIM

6 – BAYDAR KAPISI ( Kara)   : Zenginlik, liyakat, egemenlik kapısı.
Aybar        :     Bir önüne bak, bir özüne,
Ustalık bedende hak oldu mu ?
İlim aklını buldu mu ?
Tabgaç yüreğin duruldu mu?
Ver sözünü, tanı özünü. “Ha”
3 ADIM.

Yabgu      : Aybarların başı ! Bu alpler, Türk savaş sanatı Sayokan’da, çıraklıktan ustalık, hamlıktan olgunluk, cehaletten bilgelik, korkaklıktan cesaret, isyandan şükür kapısına erenlerden midir?
Baş Aybar : “Yabgum”! Allah şahittir, sende şahit ol, konuklarımızda şahit olsun ki; bu alpler, çıraklıktan ustalık, hamlıktan olgunluk, cehaletten bilgelik, korkaklıktan cesaret, isyandan şükür kapısına erenlerdendir?   Alplere döner.
Baş aybar : Dediğim doğrumudur?
Alpler       : “Ha”
Baş Aybar : Kemerler bele “Ha”
Allah’a “Ha” Birinci dolama.
Vatan ve millete “Ha”  İkinci dolama
Sadakatı “Ha”  Birinci düğüm
İlke edindim “Ha”.Son düğüm
Yabgu       : “Hayırlı olsun.” “Devletimiz, bayrağımız, milletimiz yüreğinizde daim, bedeniniz avar olsun.”
Alpler       : “Ha”

7 – NOGAY KAPISI   : Serbestlik, azade kapısı.
Aybar      : Yolunuz atkın, bahtınız açık olsun. “Ha”
Sol baştaki alp halka oluşturmak üzere hareket eder. Davul ritmi ile düzenli yürünür. Halka oluştuğunda.
Aybar      : “Milletlerin tarihini bilmeyen nesilleri, içlerinde milletlerine karşı canlı bir ilgi ve sorumluluk duygusu da hissetmezler. Böylelerinin yabancı tesirlere kapılması ve yabancılara köle olması çok kolaydır.”
“Ey Türk ! Yukarıda gök çökmedikçe, aşağıda yağız yer delinmedikçe senin ilini töreni kim bozabilir ?”
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Tanrım ;
Dirlik ve birliğimizi,
Vatan ve milletimizi
İç ve dış düşmanlardan,
atalarımıza ve şehitlerimize karşı mahçup olmaktan koru.
Alpler       : “Ha”.

 

 

 

TEKNİKSEL YAPISI :
Sayokan 4 bölge-4 hilal üzerine kurulmuştur. Her bir hilal ayak hareketi büyük komutan Alparslan’ın Malazgirt savaşında kullandığı hilal stratejisini ifade eder. Rakip hilalin içine hapsedilir ve teknik uygulamaya geçilir. Sayokan vuruşlu-yere serme sistemine sahiptir. Kahramanlık Oyunlarındaki cenkler bu kural anlayışı ile icra edilir. Ayrıca Sayokan’ın öğreti ve teknik anlayışı zıtlıkların birliği kuramı üzerine kurulmuştur. Bu anlayış teknik alanda kişiyi sağ ve sol yeteneklerini aynı seviyede geliştirir. Öğreti boyutunda ise kainatın bu anlayış ile yaratıldığını bilir ve yaşamında eksi ve artı değerleri dengelemesini öğrenir. Bu anlayış başka savaş sanatlarında yoktur. Sayokan’da iki eğitim programı ardır. 1.nci eğitim programı,
ALPLIK PROGRAMI – A : Gençlerimize yöneliktir ve gençlerimizi “kahramanlık Oyunları”na hazırlar. En temel kazandırdığı temel yetenekler ;
1 – Mesafe Kontrolü,
2 – Kişi Kontrolü,
3 – Zaman Kontrolü’ dür.

KEMER EĞİTİMİ SIRADÜZENİ EĞİTİM SÜRESİ TOLA EĞİTİMİ ve İSİMLERİ
TORALP
BEYAZ KEMER 5.TOY
MANAY KAPISI
4 AY TOY TOLA 1
TORALP
MAVİ  KEMER 4.TOY
TOY KAPISI
4 AY TOY TOLA 2 – 3
TORALP
SARI KEMER 3.TOY
KUNT KAPISI
4 AY SARP TOLA
TORALP
KIRMIZI KEMER 2.TOY
MAMAK KAPISI
4 AY GÖREN TOLA
TORALP
4 RENKLİ KEMER 1.TOY
KAZAN  KAPISI
18 AY EGEMEN TOLA
DORA TOLA 1
TUYUN
SİYAH KEMER 1.SAN
BAYDAR KAPISI
1 YILLIK EĞİTİM SONRASINDA
NOGAY  KAPISINDAN AZADE
18 YAŞ – 2 SENE DORA TOLA 2
ALPLIK PROGRAMI B’ DEN
STRATEJİ 1 – 2 – 3
ASKER TOLA 1
TUYUN
SİYAH KEMER 2.SAN
20 YAŞ – 3 SENE DORA TOLA 3
ALPLIK PROGRAMI B’ DEN
STRATEJİ 4 – 5
ASKER TOLA 2 – 3
AYBAR
SİYAH KEMER 3.SAN
23 YAŞ – 4 SENE ALPLIK PROGRAMI – B’ DEN
ASKER TOLA 4 – 5
STRATEJİ 6 – 7 – 8 – 9 – 10
AYBAR
SİYAH KEMER 4.SAN
27 YAŞ – 5 SENE CENK TOLA 1 – 2
OSMANLI TOLA
AYBAR
SİYAH KEMER 5.SAN
32 YAŞ – 6 SENE TÜRK TOLA 1 – 2
6.SAN’I HAK EDEBİLMEK İÇİN ;
– SİSTEMİN TEKNİK, TAKTİK GELİŞMESİNİ SAĞLAYAN AKADEMİK TEZ HAZIRLAMAK
BU TEZ ÜNİVERSİTELERİN BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMLERİ İŞBİRLİĞİ İLE HAZIRLANIR. DÜNYA FEDERASYONU TEKNİK KURULU TARAFINDAN  İNCELENİR KABUL GÖRÜLÜRSE, KİŞİ 6.SAN’A TERFİ EDER.
TAYGUN
SİYAH KEMER 6.SAN
38 YAŞ – 7 SENE SAYOKAN’A ÜSTÜN HİZMETLER VERMİŞ, İDARİ VEYA YÖNETİMİN VERDİĞİ GÖREVLERİ MAAZERETSİZ YERİNE GETİRMİŞ, SAYOKAN’DA SADAKATI, LİYAKATI  ÜST SEVİYEDE OLAN TAYGUNLAR, SAYOKAN DÜNYA FEDERASYONU BAŞKANININ OANYI İLE 7.SAN’A TERFİ EDERLER.
TANYU
SİYAH KEMER 7.SAN
45 YAŞ – 8 SENE 6.SAN’DAKİ AYNI KOŞULLAR BU DERECE İÇİNDE GEÇERLİDİR.
TANYU
SİYAH KEMER 8.SAN
53 YAŞ – 9 SENE 6.SAN’DAKİ AYNI KOŞULLAR BU DERECE İÇİNDE GEÇERLİDİR.
TANYU
SİYAH KEMER 9.SAN
62 YAŞ – 10 SENE 6.SAN’DAKİ AYNI KOŞULLAR BU DERECE İÇİNDE GEÇERLİDİR.
YABGU
SİYAH KEMER 10.SAN
SAYOKAN DÜNYA FEDERASYONUNUN YABGU YÖNETMELİĞİNE GÖRE, YABGU SEÇİMLE BU ÜNVANI ALABİLİR. HER ALP 10.SAN SEVİYESİNE ÇIKABİLİR, AMA HER 10.SAN DERECESİNE SAHİP ALP YABGU OLAMAZ. YABGU ADAYLIĞI OLAĞANÜSTÜ DURUMLAR OLUŞMADIĞI SÜRECE 9.SAN’IN BEKLEME SÜRESİNİN YARI YILINDA AÇIKLANIR.

ALPLIK PROGRAMI – B : Orta yaş ve üzeri insanlara yönelik bir eğitim programıdır. Stratejik, kendini müdafaa edebilme üzerine eğitim verir. Ayrıca bu program silahlı kuvvetleri ve emniyet teşkilatının, mesleki alanda kullanabilmesine yönelik bir eğitim programını içerir.Bu eğitim programında 2 kemer vardır, beyaz ve siyah..Bu programda en üst siyah kemer derecesi 2.San’a kadardır. Bu eğitim programından 3.San’a terfi edebilmek için ALPLIK PROGRAMI – A ‘yı bilmek ve uygulayabilir olmak gerekir. En temel kazandırdığı
yetenekler;
1 – Alan Kontrolü,
2 – Kişi Kontrolü,
3 – Zaman Kontrolü’ dür.

 

KEMER EĞİTİMİ SIRADÜZENİ EĞİTİM SÜRESİ TOLA EĞİTİMİ ve İSİMLERİ
Toralp Programı
Beyaz Kemer
108 saat
(Haftada 2 gün kurs eğitimi ile 9 ayda; 3 gün kurs eğitimi ile 6 ayda tamamlanır.)
Asker Tola 1
Asker Tola 2
Asker Tola 3
Asker Tola 4
Asker Tola 5
Tuyun Programı
Siyah Kemer 1.SAN
108 saat
(Yukarıda ki uygulamanın aynısıdır.)
Cenk Tola
Osmanlı Tola
Türk Tola 1
Türk Tola 2
2. Tuyun Program
Siyah Kemer 2. SAN
108 saat
(Yukarıda ki uygulamanın aynısıdır.)
Alplık Programının ana unsurları ve profesyonellik.

TEMEL EL TEKNİKLERİ :
Ok yumruk – Orak yumruk – Kanca yumruk – Döner dirsek – Sağ ve sol sancak – Gökkuşağı – Kalkan – Burgu – Kılıç el – Sarmala at –
Ters  sarmala at – Osmanlı eli – Direk ok – Direk orak – Direk Osmanlı eli.
TEMEL AYAK TEKNİKLERİ :
Alt, orta ve üst tırpan – Omca – art tekme – Art orak tekme – ön tekme – yan tekme – Eklem tekmesi – Ters eklem tekmesi –
Durduran tekme.