Judonun Tarihçesi

JUDONUN TARİHÇESİ
             ju-jutsu’nun hikayesi : Şimdi Judo adı altında Dünyanın her tarafında yapılan ekzersiz, doğrusunusöylemek gerekirse “ KODOKAN JUDO ” diye adlandırılmalıdır. Bu nedenle ilerleyen bölümlerde “KODOKAN ” judo tarihini ana hatları ile anlatacağız.                 Bu günün “ KODOKAN JUDO ” su, ana evi “ JU-JUTSU ” ya dayanır. Öncekinin teknikleri kontrol edilip, artırılıp, simgeleştirilerek ve ideal hale getirilerek sonuncusunun teknikleri olmuştur, yani teknikler aynı kalmıştır. Böylece “ KODOKAN JUDO ” nun sanat , yöntem , uygulama , usul veya ilkeyi içeren “ JU-JUTSU ” dan yüceltilmiş olduğu söylenebilir.Öyleyse Judonun modeli ( öncüsü ) “ JUİ-JUTSU ” neydi .JU-JUTSU , YAWARA, TAİJİTSU ,WAJUTSU ,TORİTE ,KOGUSOKU, KEMPO ,HAKUDO , KUMİUCHİ ,SHUBAKU ,KOZHİNEWARİ gibi bir düzine değişik isimlerle bilinir. “ JU-JUTSU ” nun her birine has özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen çok sayıda okulları vardır. Fakat genel olarak “ JU-JUTSU ” bir saldırı sanatı değil , silahsız ya da bazen silahlı olarak bir rakibe karşı kendini koruma sanatı olarak tarif edilebilir.JU-JUTSU ’ nun asıl kaynağı eski çağ içinde kaybolmuştur. Japonya’nın tarih yazarı Hihon SHOKİ tarafından bu “ JU-JUTSU ” ile aynı olan Japon Güreşi veya “SUMO” nun başlangıcı olarak birkaç tarihçi tarafından kabul edilmektedir. Her ne kadar söylenen “CHİKARA-KURABE ” nin “ SUMO ” ve “ JU-JUTSU ” nun diğer yönleriyle bir ilişki doğurup doğurmadığı tartışılabilirse de , bu çok eskiden “SUMO” hem de “JU-JUTSU” nun empriyenik dönemini gösteren önemli tarihi bir delil olarak kaydedilmiştir
 Jui-jutsu’nun gelişimi ve doğuşuna sebep olan şartlara ) Japonya’ da ateşli silahların doğuşundan önce ok veya yay en erken zamanlardan beri savaşta kullanılmaktaydı. Yakın dövüşte kılıçlar ve mızraklar savaşçılar tarafından kullanılmaktaydı ve bazen çıplak elleriyle savaşmak zorundaydılar. Bu JU-JUTSU ‘nun gelişmesine katkıda bulunan en ilerlemiş teknikler KUMİUCHİ diye adlandırılır.b ) Yüzyıllarca Japon savaşçıları bir uzun ve bir kısa kılıç taşırlardı. Bu durum kılıçları giymeyi yasaklama altında 1871 yılında yasaklandı. Bununla beraber yüksek bir kişi mevcudiyetinde uzun bir kılıç giymek zordu .Özellikle TOKUGAMA döneminde uzun kılıçlar SHOGUN mahkemesinde tabuydu. Yalnız görevde olan yüksek memurun ve alt memurların kısa kılıç giymelerine izin verilmişti. Aynı durum hapishane koruyucuları için de geçerliydi. Onların kendilerini koruma, onları öldürmeden kendi görevlerini kontrol etmek için özel bir sanata ihtiyaçları vardı.c ) Eklemleri eğerek, ayağın topuğuyla , dize vurarak , avuç ve parmak uçları ile dirsek ile ani dönüşler ve yer değiştirmeler yaparak özel metotlar ile düşmanını silah kullanmadan alt etme şekiller çalışıldı ve geliştirildi.d ) Meji döneminden önceki bir kaç yüzyıl içinde , feodal dönemde sınıf farklılığı, savaşçı ve halktan olanlar arasında kati olarak şiddetlendi. Halktan olanların kılıç giymeleri yasaklandı. Tabii olarak kendi kendini savunmak için halktan olanlar bu amaçla açık elle savaşmayı öğrenmek zorunda kaldılar.

JU-JUTSU’ nun gelişimine sebep olan yukarıda bahsedilen ana şartlar birbiriyle yakından bağlı olup, birbirinden ayrılmaz. Fakat DENSHO, değişik okulların kurucuları tarafından ortaya çıkan gizli kayıtlar ve eğitim biz ancak onların karakterlerini algılayabiliriz. Mesela bazı DENSHO’ larda dakikalık eğitimler vardı ve bununla birlikte gösterilerle düşmanı iple nasıl bağlayıp kuşatılacağını gösteren eğitimler vardır. Buna benzer ayrıntılar JUİ-JUTSU’ nun alanı dışında olmasına rağmen ,JU-JUTSU ile ilgili daha birçok bilgi vardır. Özel okulların dokümanlarında olduğu gibi her bir okulun gayesi şöhretlerini arttırmak ve prestijlerini korumak için bazı el yazmaları bulundurmaktı.

Bundan başka şu da var ki eski eserler içerisinde bazıları kopyasıdır. Bunların hakikilik dereceleri şüphelidir. Bununla beraber bugün mevcut olan el yazmalarından ve eski eserlerden çıkartılmış emin neticeler vardır. JUİ-JUTSU 16. yüzyılın son yarısında sistemli bir yapıya kavuşturularak kabul edilmeye başlandı ve 17. yüzyıldan 19.yüzyılın başlarına doğru çeşitli okullar kuruldu.

JUİ-JUTSU’ nun Temel prensipleri çeşitli okulların talimatlarında belirtilmiştir. Yani öğretmenleri yumuşaklık , uysallık ve güçtür.Derebeylik çağlarında cengaver savaşçılar ( İNELL’ ) olan HWANG SHİNKAN , ödülleri aynı zamanda Çin stratejisi tarafından seçilen strateji üzerinde yazılmış ünlü kitaplarda görülebilir. Bu fikirler üzerinde ısrarla durdular ve bunları kendilerine esas kabul ettiler.

Onlarda CHANGE’ nün kitabı Yİ-KİNG veya yumuşaklık veya mukavemet hususunda uzun uzadı ya etraflıca izahatta bulunan LAO-TSZE’ nin kitabında izah edilen Çin psikolojisinin yankılarını taşırlar. KODOKAN JUDO’ nun ruhuyla iç içe olan cesaret , sevgi , anlayış ve bunun gibi bir dizi halinde parçalar BUSHİDO’ nun fikrinde de vardır. Fakat bazı parçaların ayrımına rağmen bazı orijinal düşünceler vardır.

KOKUSHOJİNİN dokümanlarına göre tahminen 1644-48 veya 1627 yıllarında JU-JUTSUNU’ nun Chen Yuan PING isimli bir Çinli tarafından Japonya ya orijinal olarak getirilmiş ve JUİ-JUTSU kitabesine bir kelime ilave edilmiştir. Her ne kadar bu böyle ise de fazla miktardaki deliller bunun aksini is bat eder. Mesela yukarıda belirtilen tarihlerden ileri ki yıllarda muvaffak olan HİTOTSUBASHİ JOKAN veya SEKİGUCHİ-JUSHİN gibi Japon ustalarının güvenilir, emniyet edilir dokümanları vardır. JU-JUTSU’nun gerçek tanıtımları YÜKİSENJE – MENOPOTARİK – UYANİGURA ve eski JU-JUTSU DENSH gibi dokümanlarda vardır.

Aslında Chen -Yuan-PING Japonya’ya Çin boksu KEMPO’yu tanıtmıştır. Yinede JU-JUTSU üzerinde KEMPO’nun biraz tesiri olduğu az çok fark edilir. Kodokan judonun gelişimi : Kodokan Judonun başlangıcını incelemek için , o dönemin sosyal durumuna bakmak gerekir. Kodokan Judonun kurucusu Prof . Jigoro KANO Kobe kenarındaki Mikaga Kasabasında 1869’da doğmuştur.1881 yılında ailesi ile beraber Tokyo’ya hareket etmiştir.

 Tokyo’da bulunan KODOKAN JUDO Merkezi
                   Bu yıllarda Japonya’ya politik , kültürel ve birçok alanda değişikliklere şahit olmuştu. Tokugawa Shogun da parçalanmış ve imparatorluk kanunları 1868’de tekrar ortaya çıkmaya başlamıştır. Memleketteki feodal sistemin çökmesi ile skinin tüm kültür  ve ananevi olayları tekrar dalgalanmaya başlamıştı. Bu zamanda Avrupa’da ve Amerika’da feodal bir sistem hakimdi. Mesela : “NOH DRAMA “ memleketin ananevi bir hikayesi, aniden kralların ve derebeyliklerin çökmesine sebep oldu ki bu adamlar arazilerini ve yetkilerini kaybettiler. Bu hikayede bahsedilen “ NOH “ kapıdan kapıya, dilden dile dolaşmaya başladı ( Bir Halk Mesajı olarak) 1871 yılında kılıçlı hayat yasaklandı, kılıçlı giyimi yasak laması ile eski savaş sanatları gerilemeye başladı, buna JU-UTSU da dahildi                    O devirler JUİ-JUTSU’nun bir çok okul ve çeşitleri vardı ve ülke boyunca bütün bölge ve şehirlere girmiş durumdaydı. Şimdi dahi kıyı kesimlerinde bu okulların yıkımlarını görmek mümkündür.
Jigaro KANO bu gerileyen sanatlar için niçin ve nasıl ilgilendi.?
                  Bu esnada Kano Tokyo Emperial Üniversitesinde ve 18 yaşındaydı. Güçlü fiziği olmayan bu centilmen , gururlu ve mütevazı bir yapıya sahipti. Bütün alanlarda fiziki ve zihni olarak kuvvetli ve güçlü olmak arzusundaydı. JU-JUTSU hakkında küçük bir adamın bir her külü dahi yenebileceği fikrini duyduğu vakit, zihninde hemen bu sporu öğrenmek arzusu oluştu. Bununla birlikte o zaman ki sosyal şartlarda uygun bir öğretmen bulmak zordu. Sonunda Teinesuke YAGİ diye biriyle karşılaştı, bu eğitmen KANO’ya JU-JUTSU’nun temelini öğretti. Daha sonra Tenshin Shinyo okulunda Hachinesuke FUKUDA ve Masatomo İSO ile beraber çalıştı. Bu zaman zarfında bu iki okulun sistemini kavradı. 1882 yılında kendi okulunu kurdu ve ismine KODOKAN dedi .Bu okulda kendi egzersizlerini öğretmeye başladı. Bu sıralarda 23 yaşında idi ve Gakushuin okulunda yani asilzadeler okulunda idi. Bu okul onu tatmin etmiyordu, onun karakteri enerji dolu idi ve kendi egzersizini düzeltmek için yeni okullar araştırdı. Bu araştırmalar esnasında Densholar da ki çalışmalarında ve ünlü okulları ziyaretinde önemli bilgiler elde etti. Sonra da KANO şimdiye kadar JU-JUTSU alanında bilinmeyen                     JU-JUTSU’ dan JUDO’ ya kadar ki süreç KANO tarafından 1898 yılındaki derslerinde talebelerine anlattı (ders olarak verildi.) KANO , JU-JUTSU çalışırken bunun ona enteresan gelmediğini söyler, bundan dolayı çok etkilendiğini bildirir. Fakat KANO onu düzeltmek ve ona bazı açılar kazandırmak gerektiğine inanıyordu. Çünkü bu eski sitil geliştirilmemişti ve tasarlanmamıştı ( beden eğitimi ve ahlaksal , zihinsel çalışma için ) JUİ-JUTSU sadece kazanmaya yönelir bir oyundu tesadüfü şeyler ve şekilsel yararlar vardı. Yani zihinsel ve kültürel , ahlaki değerlerden yoksundu. Diğer taraftan bilinir ki JUİ-JUTSU okullarında herkes JUİ-JUTSU bilgisine ve etkisine sahipti.KANO , JUİ-JUTSU’ ya başladığında JUİ-JUTSU’ nun müdafaaya yönelik geliştirilmesini düşünüyordu. Çeşitli okullarda öğrendiklerinin iyi noktalarını alarak ve onlara kendi icada ve değerlerini de ekleyerek teoriyle yeni bir sistem oluşturdu. Bu sistem düşünsel ve fiziksel çalışmak içindi .KANO yarışma sporları için en iyi olan sporu oluşturdu ve ona KODOKAN JUDO dedi.KANO şöyle der ; Niçin JUİ-JUTSU yerine JUDO dedim .? ve açıklar çünkü ben basitçe JUİ-JUTSU öğretmedim, şüphesiz JUİ-JUTSU öğrettim fakat o “ DO “ ya dalyalıydı ki bu özel dertlerden kurtulma iyi karakter ve şahsiyet bulmak için bir yol , bir prensipti. Bu günlerde halk JUİ-JUTSU’ ya JUDO diyor. Fakat ben JUDO’ mu öğretmeye başlamadan önce bu terim (JİKİSHİN ) okulu tarafından kullanılıyordu. Diğer okullar arasında bu terim çok az kullanıldı. Bu az kullanılan terimi seçmemin amacı, kendi okulumu diğer JUİ-JUTSU okullarından ayırmamdı. Bu ismi tamamen adapta etmemin nedeni şudur. Öğrettiğim KODOKAN JUDO eski JUİ-JUTSU ile mukayese edilmiştir. Daha geniş amaçla ve farklı tekniklerle kullanılmıştır. Bundan dolayı ona yeni bir isim vermek mecburiyetinde kaldım. Fakat bütün bunlardan sonra genellikle bütün öğrendiklerim eski hocalarıma dayalı olduğu için ona tamamen yeni bir isim vermekten kaçındım.JU-JUTSU teriminden kaçınmamın iki nedeni vardı .Bunlardan bir tanesi JU-JUTSU okullarında şiddete hoşgörü vardı, atma kol ve bacak çevirmelerinde tehlikeli teknikler vardı. Bu görünen nedenlerden dolayı bir çok kişi JU-JUTSU’ nun zararlı olduğuna inanıyordu. Bir egzersiz esnasında denetim yetersizdi. Hocalar ve eğiticiler talebeleri zevkle fırlatıyorlardı. JU-JUTSU genç insanların kavgası olarak görülüyordu, yani hakir görülüyordu.JUDO’ nun tehlikeli bir spor olmadığını göstermek istedim. Kişiler gereksiz yere sakatlanmayacaklardı. Bütün bunlar dan dolayı JU-JUTSU bazı kişiler tarafından tamimiyle farklı, olarak görülmeğe başlandı. İkinci neden ben JUDO’ yu öğretmeye başladığım zaman JU-JUTSU itibarsız ve kötü şöhrete düşmüştü, JU-JUTSU’ nun üst kademesindeki hocalar JU-JUTSU’ yu çıkarları için kullanmaya başlamıştı. Bu kötü istenmeyen nedenler beni JUİ-JUTSU teriminden sakınmamı gerektirdi. Onun yerine JUDO terimini kabul ettim. O zamanlar Jikishin okulu da JUDO terimini kullanıyordu, ben JUDO terimini bu okuldan ayırt etmek için KODOKAN JUDO dedim, bu ondan biraz daha uzundu.

KODOKAN JUDO’ nun başlangıcının ana hatları Prof.Jigoro KANO JUDO’ yu ilk kurduğu zaman onun dojo , egzersiz salonunda 12 tane minderi ( Tatami ) vardı 12 x 18 m karelik bir alan. KANO’ nun o sene sadece 9 öğrencisi vardı. Bu gün KODOKAN da binin üstünde tatami ve öğrenci adedi kadın , erkek ve müsabık olarak mil iyonlarca adettir.

Şimdiki zamanda uluslar arası JUDO Federasyonu KANO’ nun oğlunu KODOKAN’ ın başkanı olarak kabul etmiştir. Geçmişe baktığımız zaman kalbimiz kuvvetli duygularla dolar, Birçok hikayeler ve sözler KANO’ nun göğüs gerdiği güçlükler ve JUDO’ yu kurarken karşılaştığı zorluklar karşısındaki güçlükler karşısındaki güçlü ve yapıcı kişiliğinden bahseder. Bütün güçlüklerin üstesinden gelen KANO küçük bedenine ve gençliğine rağmen Hızla ilerledi ve gelişme kaydetti. Bir kaç yıl geniş halk kütlesi tarafından tanındı ve kabul edildi. Sonunda KANO bu alanda tam bir lider olarak kabul edildi 1886. Bu zamanlarda memleketin sosyal durumu bir durgunluk içinde idi, eski JUİ-JUTSU okulları bir gerileme içinde idi. TOKYO kentinin polis akademisi görevlerinden dolayı hareketli eğilimlerle ilgilendi. JUİ-JUTSU’ nun yeniden diriltilmesi için aktif faaliyetlerde bulundular. (Kendjutsu ) olarak Yeni KODOKAN halkın eğiliminin merkezi idi , yani halkın gözünde popülerdi. Herkes onun ilkelerini ,sloganlarını ve ideallerini taktir ediyorlardı. Fakat onun savaş alanındaki kullanımına şüphe ile bakıldı. Hatta eski JUİ-JUTSU eğitmenleri tarafından horlandı, kötülendi ve küçümsendi. Bunlardan bir tanesi Hikosuke TATSUKA idi ve onun çok izleyenleri vardı. Doğal olarak TATSUKA okulu ile KODOKAN arasında bir rekabet başladı. 1886 yılında Metropoliten polis şefinin kontrolü altında bir turnuva düzenlendi. Bu kesin bir savaş idi, yenilgi KODOKAN için ölüm olacaktı. Fakat bu turnuva için her okul en seçkin 15 adamını gönderdi. KODOKAN iki maç hariç bütün maçları kazandı. Bu muhteşem zafer KODOKAN JUDO olarak JU-JUTSU okullarının üstünde bir yere geldi ve üstünlüğünü kurdu. Sadece prensip olarak değil aynı zamanda teknik olarak ta üstünlüğünü kabul ettirdi.

KODOKAN JUDO’ nun teknik formülleri 1887’lerde tamamlandı. Tablo 1922’lerde mükemmel bir hale getirildi. Bu yılda KODOKAN kültür toplumu ve eğitim cemiyeti kuruldu ve sosyal hareketler başladı.

 
Japonya ‘nın Başkenti Tokyo ‘da bulunan KODOKAN JUDO MERKEZİ

 

Türkiyede Judo

Judo sporu 1964 yılında önce Güreş Federasyonu’na bağlandı, 1966 yılında ise bağımsız bir federasyon oldu. Judo Federasyonu’nun kurulmasının ilk başkanlığına da Hakkı Isıgöllü’nün atanmasının ardından 1967’de ilk Türkiye Şampiyonası düzenlendi.1969-1979 yılları arasında Judo ve Tekvando, 1980-1990 arasında ise Judo ve Karate Federasyonu olarak faaliyetlerini yürüten federasyon, 1990 yılından itibaren Judo Federasyonu adı altında hizmet verdi. Cihat Uskan bu federasyonların başkanı oldu.

1968 yılında Fransiz Michel Novovitch’in Türkiye’ye antrenör olarak gelmesiyle modern judo başladı. 1969 yılında Japon Kültür Derneği’nin girişimiyle Vaseda Üniversitesi’nden Yoşimura ülkemize gelerek, KODOKAN stilinin gelişmesine yardımcı oldu. 1968 li yılların başında Federasyon Başkanı Cihat Uskan yönetiminde Türkiyedeki ilk Judo Temel teknikleri Namık Ekin ve milli takım elemanları ve Tercüman Gazetesi yazarı Kaya Muzaffer Ilıcak ile hazırlandı. Bu arada İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde Judo Kulüpleri açılmaya başlandı.Judo’nun duayenlerinden Ahmet Berkol Ökten,İstanbul Kadıköy’de ilk Judo salonunu(Dojo Samurai) açtı.

Akabinde Feridun Yenisey İstanbul Üniversitesi bünyesinde(Mediko-Sosyal), Mehmet Emin Sebik Beylerbeyi’nde,Namık Ekin Fındıkzade(Dojo Bushido),İbrahim Çabıtkan Karagümrük’de(Altınay Güreş Kulubü),Gündüz Atik ise Beyoğlu yakasında,Taksim-Şişli Spor Kulübü Salonunda(Dojo Kenji Kai) Judo öğretilerini başlattılar.Gündüz Atik ve Gürbüz Tansever,Sultanahmet Amerikan Dersanesi(YMCA) ve ilk kez Trakya Bölgesinde (Gündüz Atik-Ömer Erol-Gürbüz Tansever)Kumburgaz ve Silivri (Parkköy) de,Süheyl Yeşilnur ve Cüneyt Yeşilnur kardeşler ise Fatih de başlattıkları Judo çalışmaları ile Türk Judo’sunun yayılımına büyük katkıda bulunmuşlardır.

Judonun gelişmesinde ki en etkenlerden biri olan Judo Posterleri federasyon tarafından hazırlanarak tüm yurda dağıtılmıştır.

27/28 Mart 1970 tarihlerinde Avusturya’nın Linz Kentinde yapılan Leonding Turnuvasına katılmak için oluşturulan ilk Milli Takımda aşağıdaki sporcular yer almıştır.

63 kg Yakup ÖZTÜRK – Natık CANCA

70 kg Mahmut GÜL – Savaş İYİDOĞAN

80 kg İbrahim ÖZTEK – Feridun YENİSEY

93 kg Metin Altınzincir – Hakkı KOŞAR

Ağır Gürbüz TANSEVER